30 Kas 2016

ÖZLEMİŞSEM YAZARIM





Tabii ki bendeki yerin ne kadar ayrı ve özel tahmin bile edemezsin sevgili günlük… Senle konuşmayı ne kadar çok özlediğimi de bilemezsin. Ne çok oldu sana içimi dökmeyeli. Kızgınlığımı, sevincimi ya da heyecanımı dile getirmeyeli de… PC’nin başına her geçtiğimde senle de bir iki laf etmeyi hep istedim aslında, ama erteledim durdum işte gördüğün gibi. Çok zaman oldu değil mi? Ve bu geçen çok zaman zarfında neler olduğunu da gördün mü? Her şey boka sardı… Her yerde hem de. Ama ben sadece ülkenin bok halini dikkate alıyorum şu an sana yazarken. Aslında, sanırım bunu yazmak bile istemiyorum. Şikâyet dahi edesim yok ama serzenebilirim değil mi, buna engel olmaz sanırım? İnsan bir yerde içini de dökmek istiyor hani…


Kış geldi sevgili günlük… Havalar buza kesti… Donuyoruz… Sokak insanları donuyor… Sokak hayvanları da… Ve fakat bir yandan yanıyoruz da(!) Bu yanmalar, yakılmalar asla bitmeyecek şu lanet olasıca sevimsiz ülkede. Yakacaklar, yanacağız… Acılar içinde büyümeden öleceğiz… Ve bunun bir suçlusu dahi olmayacak. Olmadı şimdiye dek, şimdiden sonra da OLMAZ! Anlayacağın, ben ve benim gibilerin kafası birazcık bozuk. Birazcık bozuk… Çok değil… Çok bozuk gibi ama çok bozulsaydı düzenin çarkına çomağı sokardık gibi geliyor. Ya da tam tersi artık alıştık ve uzun vadeli olmuyor kafa bozukluğumuz. Off bilemedim ben bu işi.


Dakikalardır The Cranberries’denZombie’yi dinliyorum… Eskiden minik bir farkla daha güzeldi sanki yaşamak, o yüzden belki de eski şarkılardan ve onların bana verdiği hislerden vazgeçemeyişim…  

Öyle işte sevgili günlük... 2007'den beri süren, fakat ara vermek zorunda kaldığım "sana" geri döndüm. İçimi dökercesine yazdığım; kimi zaman öfkelendiğim, kimi zaman dalga geçtiğim, çoğunlukla kafa tuttuğum "altı yüz yirmi dört" yazının üzerine sünger çekerek döndüm ama...  Gel biz buna “Tilki döndü dolaştı yuvasına geldi,” diyelim de eğlenceli olsun. Bu duruma sevinenler de illa olacaktır diye düşünmekteyimmmssss. 

O zaman şimdilik ben kaçar sevgili günlük.

Hasretle öperim klavyenin tuşlarından, ekranın camından falan…

Çavingo!
 

1 yorum:

  1. Hoşgeldin diyelim o zaman iykide gelsin... Ne bu kara günler nede bu kayıplar asla bitmeyecek gibi. Paylaştıkça azalan birçok şey aslında cogalarak üremeye devam ediyor ne yazık ki sözler bitiyor ama yazılar kalıyor böyle güzel,insanların ağzından dökülen o kalıntılar..

    YanıtlaSil

Yav He He